| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | İletişim | Linkler | |||||||||||||||
KATEGORYLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
VAHİYLERİN ÖNEMİ -4-
KUR’AN-I KERİMİN ANLAŞILMASINDA KENDİNDEN ÖNCEKİ VAHİYLERİN ÖNEMİ -4- Çünkü Arapça sözlüklerde yaptığım incelemeler sonunda Kur'an'daki aseyna kelimesinin "sıkı tuttuk" veya "itaat ettik" anlamında olması gerektiği kanaatine vardım. Bunun İbranice'de de böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışındaki bir anlam, ilgili ayetlere ters düşmektedir”. Geçenlerde değerli Hocamızın konuyla ilgili yazısına ulaşma imkanı buldum. Yazıyı burada aynen aktarmanın ve araştırması ile ilgi bir değerlendirme yapmanın son derece yararlı olacağını düşünüyorum. Öncelikle yazıyı Mehmet Güngören beyin[1] bana internet ortamından ulaştırdığı şekliyle sunuyorum: Allah Teâlâ şöyle buyurur: “E fetatmeune ey yü'minu leküm ve kad kane ferıkum minhüm yesmeune kelamellahi sümme yüharrifunehu mim ba'di ma akaluhü ve hüm ya'lemun.” “Bunların size inanmalarını mı bekliyorsunuz? Halbuki, içlerinden bir takımı, Allah’ın sözünü dinlerler. Ona akılları yatar, yine de başka tarafa çekerler. Bunu bile bile yaparlar.” (Bakara 2/75) Tahrîf , harf kökündendir. Harf sözlükte uç, kıyı, sivri ve keskin taraf anlamlarına gelir.[2] Sözü Tahrîf ise iki tarafa yüklenebilecek anlamlar taşıyan bir sözü yalnız bir tarafa çekmektir.[3] Kur’ân’ın yasakladığı Tahrîf dine saldırma maksadıyla, kelimeyi yerleşik anlamından çıkarıp diğer anlamına kaydırmaktır. Bu konu şu âyette, örneklerle açıklanmıştır. “Minellezıne hadu yüharrifunel kelime am mevadııhı ve yekulune semı'na ve asayna vesma' ğayra müsmeıv ve raına leyyem bi elinetihim ve ta'nen fid dın ve lev ennehüm kalu semı'na ve eta'na vesma' venzurna leane hayral lehüm ve akveme ve lakil leanehümüllahü bi küfrihim fe la yü'minune illa kalıla.” “Kimi Yahûdiler kelimeleri yerlerinden Tahrîf ederler (yerleşik anlamlarından kaydırırlar) “semi’na ve aseyna” “ isma’ gayre musmain” bir de “râinâ” derler. Bunu dillerini bükerek ve dine saldırarak yaparlar. Eğer bunlar, “semi’nâ ve ata’nâ” “isma’” bir de “unzurnâ” deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama kâfirlik etmelerinden dolayı Allah onları lanetledi. Artık pek az inanırlar.” (Nisa 4/46) Âyette geçen üç cümleden her birinin, birbirine zıt iki anlamı vardır. 1. “semi’nâ ve aseynâ” cümlesinin bir anlamı “dinledik ve sıkı tuttuk” diğeri ise “dinledik ve isyan ettik” şeklindedir. Çünkü (asâ); hem isyan, hem de değneği tutar gibi sıkı tutma anlamına gelir.[4] Ulaşabildiğimiz tefsir ve meallerde bu inceliğin tespit edilemediği görülmektedir. Eğer “semi’nâ ve ata’nâ” “Dinledik ve boyun eğdik” deselerdi onu Tahrîf, yani başka anlama çekme imkanı olmayacağından daha iyi ve daha doğru olurdu. 2. “isma’ gayre musmain” cümlesinin bir anlamı, “lütfen dinle, sana söz söylemek haddimize değil ama..” diğeri ise “dinle, söz dinlemez adam”[5] şeklindedir. Eğer sadece “dinle” anlamına gelen, “isma’” ifadesi kullanılsaydı başka anlama çekilemezdi. 3. “râinâ” cümlesinin anlamlarından biri “bizi güt” diğeri “bizi gözet” şeklindedir. “Bizi güt” sözünde bir iğneleme vardır. Yani “Sen bizi hayvan güder gibi gütmek istiyorsun, öyleyse güt” demiş olurlar. Dillerini biraz eğer, ayn harfini uzatarak raînâ derlerse “bizim çoban” demiş olurlar. Ama eğer “unzurnâ” deselerdi “bizi gözet” dışında başka anlama çekilemezdi. Tahrîfin başka şekilde olması Kur’ân için mümkün değildir. Çünkü bu Kitap, milyonlarca insanın hafızasındadır ve sayısız baskısı bulunmaktadır. Âyette yer alan, “... Bunu dillerini bükerek ve dine saldırarak yaparlar” cümlesi Tahrîf için kötü niyeti şart koşmaktadır. Yoksa birden fazla anlam içeren bir sözle ilgili yanlış bir tercih veya dili dönmeyen yahut unutan kişinin âyeti yanlış okuması, Tahrîf kapsamına girmez. Devam edecek… [1] Bu vesile ile çok değerli dostum, ihlaslı araştırmacı Prof. Dr. Abdül Aziz Bayındır bey ile bu ve başka yazıları bana ulaştıran Mehmet Güngören beye en içten teşekkürlerimi sunarım. Araştırmada geçen Arapça metinler, transkribe edilmiştir. [2] Mütercim Asım, Kamus “HARF” mad. [3] Ragıp el-İsfahani, Müfredât, “HARF” mad. [4] es-Sıhah, Tacu’l- arus, Lisanu’l-arab. [5] Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, c. II, s. 1363, (Nisa 46. âyetin tefsiri).
|
YAZARLAR
GALERİ |
|||||||||||||
|
Sitemizde Bulunan Haberler ve Resimlerin Telif Hakkı Tarafımıza Aittir. İzin Alınmadan Kullanımı Halinde Yasal Sorumlulukları Kabul Etmiş Bulunmaktadır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||