Günün sözü Bülent Arınç’tan geldi bence. Yasama organının eski başkanı dedi ki: “Savcı yetkisini kötüye kullandı.” Kastettiği savcı, KCK soruşturmasını yürüten ve bu kapsamda MİT yetkililerini ifade almaya çağıran Sarıkaya. Tabii ilk soruyu sorup konuyu noktalamak da mümkün. Yani diyebiliriz ki: “Savcıların görevini kötüye kullanıp kullanmadığına siyaset karar verecekse nerede kaldı yargının bağımsızlığı?” Ama bu sorunun yanıtı “malum” olduğu için sormak bile abesle iştigal sınıfına giriyor. O yüzden başka şeyler soralım, söyleyelim. Mesela diyelim ki: “Çok özel görevler yapan üst düzey MİT mensuplarını savcılar kafasına göre çağırıp içeri atamaz, hatta sorgulayamazsa Kaşif Kozinoğlu neciydi?” Kozinoğlu MİT’çi değil de BİT’çi miydi? Belediyede mi çalışıyordu? Savcılar kafalarına göre ifadeye adam çağıramıyorsa, bazı makamların mensupları özel yasalarla korunuyorsa ve soruşturulmaları, sanık sandalyesine oturtulmaları özel işlemlere tabiyse ve herkes tarafından sorgulanamıyorlarsa, MİT’in kimi bölge başkanları, kimi cumhuriyet başsavcıları, kimi ordu komutanları, kimi kuvvet komutanları ve kimi genelkurmay başkanları nasıl savcılar tarafından çağrılıp, sorgulanıp üstüne bir de tutuklandılar. Bunları yapan savcılar yetkilerini aşmıyorlar mıydı? Ve o zaman, “Bu savcılar yetkilerini aşıyor ve kötüye kullanıyor” diyenleri neden Ergenekoncu ilan ediyordunuz? Yetmediyse devam edeyim. İstanbul’da özel yetkili bir savcı 130 küsur, büyük bölümü muvazzaf, çoğu yüksek rütbeli silahlı kuvvetler mensubunu ifadeye çağırdığı zaman, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, “Bana haber vermeden bunları nasıl çağırırsın?” diye bozuk attığında Aykut Cengiz Engin hakkında bir karalama kampanyası niye yapılmıştı peki? “Maiyetimde çalışan savcı bana söylemeden nasıl böyle bir işlem yapar?” diyen Aykut Cengiz Engin’i, medyamızın bir bölümü Ergenekoncularla yandaş ilan etmemiş miydi? Dediğim gibi söylenecek çok söz var. Ama gök kubbe altında söylenmedik söz kalmadı. Söylesen kaç yazar, söylemesen kaç!