Muhammed Balta, Giresun'da düzenlenen 'Mera, Yaylak ve Kışlak Alanlarında Yöresel Doku ve Mimariye Uygun Geçici Yerleşim Yerlerinin Belirlenmesine Dair Yönetmelik Hazırlık Çalıştayı'na' katıldı.
Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Muhammet Balta,Giresun'da düzenlenen "Mera, Yaylak ve Kışlak Alanlarında Yöresel Doku ve Mimariye Uygun Geçici Yerleşim Yerlerinin Belirlenmesine Dair Yönetmelik Hazırlık Çalıştayı'na" katıldı.
İmar Kanunu çerçevesinde mera, Yaylak ve Kışlak alanlarında yöresel doku ve mimariye uygun geçici yerleşim yerlerinin belirlenmesine ilişkin bakanlığa görev olarak verilen yönetmelik çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla bu çalıştayın düzenlendiğini belirten Balta, "Mera, Yaylak ve kışlaklar geçmişten beri hayvanların otlatılması için kullanılan alanlardır. Bu alanlara dair ilk düzenlemeler Tanzimat döneminde yapılmıştır. Daha sonra bu manada 1858'de arazi kanunu çıkarılmıştır" diye konuştu.
Balta, Cumhuriyetin kurulmasının ardından mera, Yaylak ve kışlaklarla ilgili değişik yasalar düzenlendiğini, yapılan bu yasal düzenlemelerle kullanma koşularının belirlendiğine değinerek, şunları söyledi:
"Yaylalarda özelikle 1990'lı yıllardan sonra yapılaşma başlamıştır. İlgili kanunlara göre ahşap yapılar dışında yapılaşmaya, ağıl, barınak, suluk ve benzeri yapılara izin verilmemesine rağmen yayla yerleşimlerindeki yapılaşma büyük oranda artmıştır. Yayla turizmi adı altındaki yönelim, yapılaşmayı hızlandırmıştır. Alt ve üst yapı yokluğu daha yoğun kullanılmaya başlanan plansız ve uygunsuz şekilde yapılaşan yaylalarda sorunları daha da büyütmüştür. Bunun yanı sıra insan ve nüfus etkinliklerinin yoğunlaşarak çeşitlilik kazanması nedeniyle su, toprak ve hava kirliliği giderek artmaktadır. Ayrıca bitki örtüsü kaybı ve denge bozulmaktadır. Bu sorunlar karşısında İmar Kanunu'na 648 sayılı kanun hükmündeki kararname ile ek 4. madde eklenmiştir. Bu maddeye göre barınma ihtiyaçları çerçevesinde mera, Yaylak ve kışlaklarda üzerinde yapılaşma bulunan alanların öncelikli ve geleneksel kulanım amacına uygun kullanılması şartıyla geçici yerleşim yeri belirlenecektir. Bu alanlardaki gelişigüzel yapılaşmaya son verilerek planlı ve yöresel mimariye göre hazırlanmış barınma olanakları sağlanacaktır."
Karadeniz Bölgesi'nde bir günde 4 mevsimin bir arada yaşanabildiğini, küresel ısınmanın etkisiyle gelecekte yaz döneminde turizm ömrünün 5 aya kadar çıkacağını düşündüklerini anlatan Balta, şöyle devam etti:
"Hepimiz, doğal güzelliklerimiz olan yaylalarımızı korumak ve kollamakla mükellefiz. Devlet olarak amacımız, doğal güzelliklerimizi hizmetin en iyisine layık insanlarımıza yasaklamak değildir. Ama bu doğal güzelliklerimizi ve mirasımızı bizden sonraki nesillere fotoğraflarda değil doğal olarak bırakmak zorundayız. Bundan sonra yayla ve meralarımızda çarpık imarlaşmalar ve bu tür sorunlarla karşı karşıya kalmamalıyız. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, burada yaşayan insanlar devletin yetkili kişilerine yardımcı olup hep beraber birlik ve beraberlik içinde sorunun üstesinden gelmeliyiz."
Giresun Valisi Dursun Ali Şahin de yaylalardaki kaçak yapılaşma ve çirkin görünümlere son vermenin zamanı geldiğine değinerek, "Yayla, mera ve kışlaklar, Selçuklu'dan, Osmanlı'dan günümüze kadar gelen ve hala geleneği sürdürülen üç kavramdır. Önceden insanların yaylalarda hayvanlarıyla birlikte olma olgusu artık kendini bırakmıştır. Günümüzde yaylalar sadece insanlara güzelim oksijeni, sıcaktan, gürültüden kaçma gibi nitelikleri sunmaya başlamıştır" diye konuştu.
Vali Şahin, geçmişte çıkarılan bazı yasaların gerektiği gibi uygulanmadığını bu nedenle de birçok sorunun bugüne kadar geldiğini anlatarak, şunları kaydetti:
"Hoşgörü ve acıma duygusu doğrultusunda 2008 yılı sonrası yaylalarımızda 10 bine yakın bina yapılmıştır. Bu bir hoşgörü ve acımanın sonucu olmuştur. Kanunlarımız var ama yeteri kadar olamadı veya biz yetişemedik. Bugün Giresun'da 462 yaylamız bulunuyor. Bunların yüzde 70'inde elektrik, yüzde 90'ında su şebekesi ve yüzde 100'e yakınında kanalizasyon şebekesi yok. Çevirgelerle işgal edilen, derme çatma binalar yapılarak 'yaylakondu' başlayan yaylalarda mutlaka bir değişiklik gerekiyordu. Ağustos ayındaki düzenleme ve bir maddelik kanunla bunu başaracağımıza inanıyoruz. Yaylalarla ilgili yeni bir milat başladı. Bu çalıştayla güzel fikirler ortaya çıkacağına ve bu konuda güzel bir yönetmelik hazırlanacağına inanıyorum."
Karadeniz denilince akla ilk yaylaların geldiğini hatırlatan Ordu Valisi Orhan Düzgün ise “Bazı yaylalarımız doğasını, bakir yapısını hala korurken, bazı yaylalarımız ise çarpık yapılaşma içerisindedir. Bazı yaylalarımızda ise turizm çalışmaları başlatılmış durumdadır. Yaylalarımıza ulaşımın sağlanması, doğal yapısının korunabilmesi halinde yaz ve kış turizminde değerlendirilmesi anlamına gelmektedir” dedi.
Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu da kentte yaşayan herkesin mutlaka yaylalarla bir bağlantısı bulunduğunu belirterek yaylaların yöre insanı hayatında ayrı bir yerinin bulunduğunu söyledi.
Yaylaların turizm açısından doğal güzelliklerinin bozulmasını istemediklerini belirten TÜRSAB Başkan Yardımcısı Nezih Üçkardeşler ise hala bakir bulunan Giresun yaylalarının Rize’nin Ayder Yaylası’na, Trabzon-Uzungöl’e benzememesi gerektiğini kaydetti.
Çalıştaya, Ordu Valisi Orhan Düzgün, Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği İstanbul-Asya Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Nezih Üçkardeşler, ilçe kaymakamları, belediye başkanları ve seyahat acenteleri temsilcileri katıldı.
Düzenlenen çalıştay açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Bu haber 753 defa okunmuştur.